Saturday, 12 February 2011

Disturbed

Etrafimda sinema sevmeyen insanlar var. Amaan isim mi yok diyenler. Ya da oylesine izleyip anlamayanlar, uzerine konusmaya bile luzum gormeyenler. Ben sinemaya yanliz gidiyorum artik. Bu zevkimi paylasicak kimsem yok malesef. Eskiden her hafta bir iki film izlerdim, simdi ayda yilda bir. Belki o yuzden cok etkileniyorum her izledigim filmden. Gecenlerde Turkiye'de izledigim bir komedi filminde bile agladim. Kucuk bir sahil kasabasinda geciyordu film. Orda yenilen yemekler, icilen rakilar, soylenen sarkilar, yasanan asklar, arkadasliklar bana hem yakin hem de cok uzakti artik. Beni aglatan buydu. Filmin ismini unuttum simdi.
Bugun soylendigine gore cok iyi bir romandan, cok da guzel uyarlanmis bir film izledim. Adi Never let me go. 12 yas siniri vardi ama ben senin 20 yasindan once izlemeni istemem! Cocukken baslayan ask ne kadar masum, saf. Ne kadar derine batan bir dikendir aslinda. Asil hikaye icin ise su anda tek aklima gelen kelime 'disturbing'. Annenin ici burum burum burkuldu bugun o filmi izlerken. Kitabi okumus olmayi isterdim.
Bundan sonra izleyecegim film Black Swan. Bakalim yine ne mazaret bulucak annen aglamak icin:)

No comments:

Post a Comment