Thursday, 30 December 2010

yeniyilyeniyilyeniyil

Yeni yila bir kala yine huysuzlugum uzerimde. Bir yilbasi gecesini daha dostsuz ve kahkahasiz, sessiz, sakin ve uykulu gecirecek olmanin huysuzlugu biraz bu belki. Belki iki haftadir spor yapamamis olmamin ve spor salonunun bir hafta daha kapali olmasinin verdigi daralti ve basliycam noelinize dedirten uzuuuun tatil.
Kar buz demeden, eksi 3 derecede usenmeyerek sabahin korunde kosuya cikan komsularimin bunu beni sinir etmek icin yaptiklarini dusunuyorum her sabah. O derece huysuzum. Ve yine karda buzda bisikletleriyle ana yollara cikip trafigin icine eden kasaba sakinlerini siddetle kiniyorum hergun.
Keske ben de saglikli yasamakla ilgili bu derece takintili olabilseydim. Oysa ben noel hediyesi olarak gelen kutu kutu cukulatayi, sise sise sarabi hergun istahla mideye indirip, bol kalorili yemekler yapip, yiyip icin yan gelip yatiyorum. Son on gundur tatilde olan babanla bu konuda birbirimize hep kotu ornek oldugumuzu dusunuyorum. Aslinda bir insan, ozellikle kadin, boyle tikinip tikistirip, beli lastikli pantolonlarla evde dolaniyorsa tehlike canlari caliyor demektir:) Neyse ki kilo almaya fazla meyilli olmayan (simdilik) bunyemize yaslanarak bir tatili daha atlatmak uzereyiz. Tabi yeni yila yeni yil kararlari olmadan girmek olmaz. Yeni yilda detox yapilacak. Az yenilecek, az icilecek, spor yapilacak ( Bu herhalde evrensel olarak en populer yeni yil kararidir). Yeni yilda huysuzluga paydos! :) Bol bol gulunup eglenilecek!

Tuesday, 21 December 2010

Tahmin ettigim gibi ucusum iptal oldu. Uzuldum diyemem...

Ne akla hizmet son geceye biraktigim powerpoint sunumu(insan yaslandikca akillanmayadabiliyor), ingilizce klavyede turk okuyucuya hitaben yazdigim yazilarda turkce karakterlerin teker teker bulunup eklenmesi gerektigini farketmem uzerine tahminimden on kat daha uzun surdu( ah su mukemmelliyetci kisiligim yok mu:)). Ardindan nihayet yorgun gozlerle bavul hazirlamaya koyuldugumda durup durup senden ayrilacagim ani hayal edip aglamakli oldum ve dolayisiyla yataga yattigimda da uyuyamadim. Derken karnimda bir gurultu, bi siskinlik bi tuhaflik, bi bulanti...Donuyorum olmuyor, sirt ustu yatiyorum olmuyor. Ya yedigim birseyden zehirlenmisim ya da biryerden mikrop kapmisim. Geceyi banyoda gecirdim. Titreyerek ve soguk terler dokerek. Berbat bir geceydi. Sabahin ilk isiklarinda sizdigimda zaten yolculuk icin kalkip hazirlanmam gereken saatti. Neyse ki BA kisa mesajla ucusun iptalini bildirmisti. Boylece gonul rahatligiyla uyuyabildim...sen uyanana kadar tabi. 1-2 saat kadar:) Baban da uyandiginda ayni dertlerden muzdaripti. Gunun cogunu yatay gecirdik malesef.

Buyuklerimiz "her iste bir hayir vardir" derler minik kusum. Bazen hak vermemek elde degil.

Saturday, 18 December 2010

Letitsnowletitsnowletitsnow

Pazartesi sabahi Istanbul'a gitme planlarim karlar altina gomulmus durumda. Yakin gelecekte gerceklestirmeyi umdugum mesleki hayallerimle birlikte:( Su an 15-20 cm kar var disarida ve hala yagiyor. Trafige cikmak akil kari degil( dunku macerali yolculuktan sonra hele asla), ucuslar iptal...
Bugun carsiya gidip geldim yuruyerek. Donusumde kardan anne olmustum seni baya guldurdum.
Karli bir havada yurudukten sonra eve gelmek gibisi yok. Evin sicaginin yuzune vurmasi, birinin sana cay hazirlamasi... Bu tatil hep birlikteyiz gibi gorunuyor. Tadini cikaralim. Yarin bahcede kardan adam yapalim, kizakla bayirdan asagi kayalim.

Saturday, 11 December 2010

spooky feeling!

Kendi deneyimlerime dayanarak soyluyorum, insan ancak anne olduktan sonra kendi annesini gercekten anlayabiliyor.Ve gun gectikce ona daha da cok benzediginin farkina varmak...ne tuhaf duygu.

Tuesday, 7 December 2010

Festive Season nightmares



Gectigimiz haftasonu itibariyle evimizde Noel heyecani baslamis bulunuyor. Agacimiz suslendi, salonun bas kosesine kuruldu. Buyuk bir alisveris merkezine gidilip, butun gun cigliklar atarak oraya buraya saldiran bir minik cadinin pesinde kosulup hicbirsey alinamadan geri donuldu. Uzerine bir de isiklardan, suslerden ve oyuncaklardan beyni kamasan 19 aylik canavarin arabada yol boyunca bagirmasi eklenince, ruhsal ve bedensel sagligimizin korunmasi goz onunde bulundurularak bundan boyle online alisveris yapilasinda karar kilindi! Ho ho ho yasasin internet!
Noel agaci, daha evimizdeki ikinci sabahinda hazin bir sekilde devrildi ve susleri dokuldu. Devrilen agacin altinda her nasil olduysa minik bir canavar bulundu! Kanepenin tepesine tirmanip agacin dallarini cekistirdigi tahmin ediliyor! Tekrar eski haline getirilen agacin, onumuzdeki 17 gun boyunca basina daha neler gelecegini merakla bekliyoruz.


Wednesday, 1 December 2010

Love Sheepskin

Bugun evden ciktik hava -3 dereceydi. Donduk. Simdi Istanbul'un hava durumuna bakiyorum...22 derece, Bursa 24! Evet yine Ingiltere'nin lanetli havasina saydirmak istiyorum. Bu sefer aglamak istiyorum, hatta kis uykusuna yatmak istiyorum. hayir, cok denedim, soguk havada mutlu olamiyorum! Icleri yunlu koyun derisi botlarin ve terliklerin yanisira koyun derisi paltolar hatta koyun derisi donlar bu sene cok modaymis. Nedeni malum. Ben ayrica koyun yununden direksiyon kilifi almak istiyorum! Ve koyun yununden koltuk kiliflari! Tabi isitmali koltuklari olan bir araba alana kadar:) Hmmm neden olmasin...Eger hersey planladigim gibi giderse cok yakinda kendi isimin patronu oluciim. Yeni yilda gerizekali insan kaynaklari memurlariyla ugrasmak yerine kendi sirketimin basinda, kendi isime bakiyor olucam. Belki birgun zengin bile olurum. Belki birgun yilin iskadini secilirim ve odulumu sana ithaf ederim bana bunyemde dogustan eksik olan azim ve cesareti verdigin icin. Bunlari dusunmek bile beni keyiflendiriyor. Bak birden nesem yerine geldi. Su tuylu terliklerimi mikrodalgaya atip isitmak( evet yasliyim biraz, ayaklarim usuyor) , sonra guzel bir sicak cukulata yapip keyfime bakmak geliyor icimden su an. Varsin buz tutsun heryer, evimiz sicacik.xxx

Tuesday, 23 November 2010

Az once bir ucak bileti aldim. Ama su an cok pismanim, ellerim titriyor, karnim agriyor... 5 gun 5 gece senden ayri nasil yasarim ben!!!

Thursday, 18 November 2010

Welcome to the world of role playing

Babanla ben sana yeni yil hediyesi olarak bir ev aldik. Artik camasirdi, bulasikti...cok isin var cok. Misafirin de hic eksik olmuyor. Annen cat kapi geliyor. Cay demle, kek pisir...Yetmezmis gibi bir de bebekler ve ayiciklar var durmadan sut ve oyun isteyen! Kolay gelsin bitanem. Gule gule otur!

Istanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul

Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul

Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı

Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul

Bu ne biçim su, bu nasıl şehir

Şişede İstanbul, masada İstanbul

Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık

Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul

İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım

Nereye gidersen git, orada İstanbul.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Wednesday, 17 November 2010


Sana değdiğinden beri ellerim, bütün kış dallarımda tomurcuklar var...

Friday, 12 November 2010

Simple life

Annenin basit hayatindan kareler;

Yoga dersinin relaxation kisminda bir turlu relax olamamasi! Birkac yabanci kadinla beraber yerde yatiyor oldugunun bilincinden cikamamasi, yoga hocasinin sessizce gelip sirtina masaj yaptigi anda kazara gaz cikarirsa nolur dusuncesini kafasindan atamamasi, aklindan gecen daha birsuru sacma sapan sey ve uyumamak icin kendini zor tutmasi sonucunda o on dakikanin gecmek bilmemesi!

Cok cani cekip aldigi kestaneleri oylece firina atmasinin ardindan kestanelerin firinin icinde gurultuyle infilak etmeleri! Dus kirikligi ve kestanelerin mutfaga yayilan dayanilmaz kokusu ile gozu donen annenin geriye kalan son saglam kestaneyi istahla isirmasi, o anda agzinda patlayan kestanenin sokuyla ve dudagindaki yanikla kalakalmasi:(

Friday, 5 November 2010

Sonbahar



Cogu gun yagmurdan ve ruzgardan dolayi disari cikamasak da sonbahari seviyoruz. Dokulen yapraklari tek tek inceleyip, en sekilsiz, camurlu ve bocekli olanlarini secip, toplayip evimize getiriyoruz:)

Gunluk yasamimizdan bir kesit


Bugun kafamizda donla dolastik:) Canimiz oyle istedi cunku!

Friday, 29 October 2010

Mum or Ma would do as well

Baby please say 'mummy' for me. You say 'daddy' a million times everyday. You say cat and dog and banana and milk and cow...why not mummy. why NOT? :((

Wednesday, 27 October 2010

I know I've been abusing my blog recently:) Ignoring mostly. But this is temporary, I promise...
Things I'm curious but too lazy to find out about;
  1. Why the lion in Narnia is called Aslan?
Things I have discovered lately;
  1. There is no God
  2. I like daydreaming
  3. I'd like to be my own boss
Wish me luck!



Wednesday, 20 October 2010

Thursday, 14 October 2010

They thought you were adorable & brilliant ! BUT...they liked someone else slightly better!!!

Son zamanlarda, annem beni bir arkadasiyla ya da babamla birakip, takim elbiselerini giyip, alelacele nerelere gidiyor diye merak ediyor olabilirsin. Annen is gorusmelerine gidiyor kuzucugum. Fakat nasilsa her defasinda kibarca reddediliyor. Iste yine ve hala evinin kadini, cocugunun anasi versiyonuyla karsinda duruyor. Istedigim gibi bir is zaten yok denecek kadar az...kendi isimi kurmakla ilgili projelerim hayalden oteye gecemiyor......motivasyonum gunden gune azaliyor...zaten bunalima meyilli ruhum kacmak, uzaklasmak istiyor. Bu hikayenin sonu nereye varacak bakalim merakla bekliyoruz.

Wednesday, 6 October 2010

Daddy come home

Baban yine Almanya'da. 3 gun 3 gece yok. O olmayinca icimden ne yemek yemek gelir, ne televizyon izlemek, ne uyumak...Isiklari acik tutarim, bahceye ciksam korkudan icim urperir hemen iceri kacarim. Sanki evlenmeden once yillarca yalniz yasayan ben degilim. Sen de ozluyorsun babani. Sabah uyanir uyanmaz evde onu aramaya basliyorsun. Deddaa deddaa diye geziyorsun bulamayinca da mahsunlasiyorsun. Bir ses duysan hemen kapiya kosuyorsun gulerek. Sansli adam su baban :)
Haftasonu universiteden arkadasim Yigit geliyor Italya'dan. Iki gun bizde kalicak. Ilk defa bir arkadasim ziyarete gelecegi icin cok sevincliyim. Zamanlamasi da harika. Bir suredir sikkinim, bikkinim, mutsuzum.... Hayatimda sen olmasan gulmeyi unutucam nerdeyse. Iyi gelicek bu bulusma.

Friday, 1 October 2010

Ders

Umarim artik arkadaslarinin agzina ( gozu, burnu, kulagi, vs icin de gecerli!) parmagini ( diger uzuvlar icin de gecerli!) sokmaman gerektigini ogrenmissindir yavru kus...

Sunday, 26 September 2010

Guzel kucugum benim

Bu sabah sana bakarken aklima bu sarki geldi sonra dilime dolandi. Sonra hatirladim, Ezginin Gunlugu'nun sarkilari hep dilime dolanir beni sinir ederdi:) Bulabildigim tek klip buydu malesef. Idare et. XXX

Thursday, 23 September 2010

Bulundugumuz bolgedeki iyi okullarin cogu Church of England'a bagli. Bu demek oluyor ki, ayda en az iki kere kiliseye gitmezsen ve bu sekilde kiliseden referans mektubu almazsan cocugun bu okullarda egitim alamiyor. Tanriya inanmayan bir baba ve inanip inanmadigindan emin bile olamayan (ustelik islami kimligi gittikce one cikan bir ulkenin vatandasi olan) bir annenin evladi olarak Ingiltere'de iyi bir egitim alman ne kadar mumkun olucak gorucez. Iki yil sonra okula basliycak olman da saka gibi birsey.

Sunday, 19 September 2010

Ozetle

Turkiye'de kelime dagarcigina yeni bir kelime ekledin: Annanaaaa ! ( anneanne manasinda) Bol bol hamur isi yedin! Anneannen cok simartti seni, ne istersen yedin! Gece gec saatlere kadar oyun oynadin.Bir istedigin iki edilmedi! Artik eve donduk 7 de yataktasin ona gore!
Benim kuzenim Alper'in oglu Berk'i cok sevdin. Biz de kucukken babasiyla oynardik sizin gibi.


Dayina isinman zaman aldi (muhtemelen kil yumagi olusundan dolayi:) ama unutma ki o bir rockstar! ) ama kucuk bir rusvet karsiligi (bebek arabasi ve balon tabancasi) buzlari erittiniz:)

Sen anneannen ve deden tarafindan simartilirken, annen de Istanbul'da ozledigi gibi bir gun gecirdi.

Friday, 17 September 2010

Alienation

Yaklasik dort bucuk senedir Ingiltere'de yasiyorum. Hala Turkiye'den her donusumde bir yabancilik hissi...Ucaktan iner iner inmez icimi titreten soguk...hosteslerin, pasaport memurunun sahte gulumsemeleri...hep ayni, ama yabanci. Sonra aniden ben de kendimi kibarca gulumserken, artik ezbere bildigim sorulara kisaca yanit verip, araya kucuk bir espiri sikistirirken bulurum ve yine gulumseyerek ve tesekkur ederek sorgumu tamamlarim. Tipki bir ingiliz gibi. Switch gerceklesmistir. Kapinin disinda bize gulumseyen takim elbiseli adam...evet kocam....senin baban...esyalari yukledigimiz araba... hah evet Nick in arabasi...artik yalniziz, biz ucumuz...Bu iki katli, bahceli ev... bizim evimiz. Takip eden gunlerde yorgunluk ve usume hissi (isi farkindan dolayi) olmazsa olmazdir.
Usuyorum. Bir gun buyudugunde" Benim annem Ingiltere'yi bir turlu sevemedi" diyeceksin. Senin annen iliman iklim insani yavrucagim. Butun bu millet gulen gunes maskesi takip dolassa benim icim bir gidim isinmaz.

Wednesday, 1 September 2010

Grumpy Old Woman @ Festival

Ingiltere'de festival dedikleri seyin bir nevi eziyet oldugunu ( en azindan belli bir yas kitlesi icin!) yasayarak ogrendik gectigimiz haftasonu. Hayir yasimla ilgili kompleksim yok! Ama bu kadar da vurulmaz ki insanin yuzune yasliligi. 12 saat boyunca, dize kadar camurun icinde ayakta dur, dotun bir gidim yer gormesin, soguga ve yagmura diren, bir de bekledigin insanlar sahneye bir bucuk saat gecikmeyle cikip bir aciklama bile yapmasinlar. Ustelik Axl, pariltili ceketi, dobisko yanaklari ve Las Vegas barlarina yakisan goruntusuyle hey gidi gunler dedirtsin. Diger ulkelerdekileri bilmem ama Ingiltere'de festival 16-18 yasinda, kafasi cok cok guzel, birbirinden komik kostumleriyle 3 gun 3 gece camurun icinde yalinayak danseden genclige has bir eglence. Sahnedekiler "you are f...ing amazing" ya da "let's see your f..ing hands in the air" dediginde icinden "cik cik cik...agzini bozmana ne gerek var simdi canim" diye geciren, festivalde gecirdigi bir gunun ardindan sabah agrilar icinde inleyerek uyanan, canim onumuzdeki sene portatif taburelerden aliriz yanimiza(ya da BIR DAHA HIC GITMEYIZ! ) diyen azinlik icin degil elbette. Eric Clapton Royal Albert Hall 'da konser veriyormus ona mi gitsek?Rahat koltuklar, olaganustu guzel bir salon, sik giysiler, camura bulanmamis ayakkabilar, konforrrr...Yess! Yeess!

Sunday, 22 August 2010

gundem

Gunler gecip gidiyor.Gundelik konularla... Benim yeni arabam, senin yeni disin, benim is gorusmelerim, senin duz duvara tirmanma arzun, benim pilatesim, senin yuzme kursun...Ingiltere'de yaz, sonsuz grilik, yagmur...yagmur...ve ilk Wellington cizmelerimiz.



Monday, 2 August 2010

DANK

Az once internette bir form doldururken bir kafaya dank etme ani yasadim. Ayni formu birkac yil once doldurmusum. Yasla ilgili kisimda 20-29 karesi isaretlenmis. Simdi ise 30-39 karesini isaretlemem gerekti dogal olarak:( 3o'lu yaslardayim... Bunun anlamini dusundum. Once yirmili yaslarimi dusundum. 20'li yaslarin anlami, bol bol eglence ama daha onemlisi bazen bilincli, bazen da farkina varmadan yaptigim secimler bence. 30'lu yaslar ise, bu secimlerle yasamak zorunda oldugumu farkettigim donem. Dolayisiyla 30'lu yaslarda bazi pismanliklar kacinilmaz olacak.

30 yasimdan once anne olmak istedim. Enerjim yuksekken, sagligim yerindeyken, hala arkadas olma sansimiz varken. 30. yas gunumden 2 ay once seni kucagima aldim. Hayatimda asla pisman olmayacagim en onemli kararim bu sanirim.

Simdi severek yapacagim bir isim olsun istiyorum. 20'li yaslarimdayken ayaklari yere biraz daha saglam basan biri olsaydim, belki simdi sevdigi isi yapan sansli azinliktan olabilirdim. Ama gec de olsa ugrasiyorum bebegim. Biliyorum ki yalnizca genc bir anne olmak yetmez sana hakettigin gelecegi saglayabilmem icin...mutlu ve basarili bir insan olmak lazim.Bir sonraki yas araligina gelmeden bu hedefe ulasicam soz veriyorum.

Wednesday, 21 July 2010

False Alarm

Yeniden hamile oldugumu zannettigimiz anda babanin ve benim ilk tepkimiz aynen soyle oldu: "FUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUCKKK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!"
Neyse ki yanlis alarmmis!

Yeniden hamile oldugunu ogrenen yakin arkadasimin tepkisi ise, gayet sakin ve gulumseyerek :" Hmmm dusundugumuzden erken oldu ama napalim."

Tek cocuk olarak kalma olasiligin yuksek bebegim.

Eger bir gun gelip bana :" Anneee neden Annie'nin iki kardesi var benim hic kardesim yoook? " diye sorarsan iste cevabi burda. Cunku biz boyleyiz, onlar oyle...

Sunday, 18 July 2010

Deneysel nasihatlar

Bu aralar isin gucun deney yapmak. Su bardagi ters cevirirsem ne olur? Su yemek tabagina oyuncagimi daldirsam ne olur? Evdeki butun cekmeceleri, butun dolaplari bosaltsam...buldugum butun dugmelere bassam...ne olur..ne olur..ne olur?
Ben sana soyliyim yavrucum ne olacagini. Evimiz darmadagin olur. Evimizi bok goturur. Annen deli olur. Bazi deneyleri yapmasan daha hayirli olur.

Biraz buyudugunde de bir takim deneyleri yapmana gerek yok bebegim annen senin icin denedi zamaninda. Sor yeter. Misal, odevlerini son gune birakma, zayif alirsin. Sinavlara calismadan girme, amaan finali var butu var deme, o dersten cakarsin. Saclarin uzunsa asla gidip kisacik kestirme, aglarsin. Esofmanla cikiveriyim iki adimlik yer deme kesin seni oyle gormesini istemedigin biriyle karsilasirsin. Alkollu birseyler icerken asla bunun ustune sunu icersem ne olur ki deme, kusarsin rezil olursun. Annene yalan soyleme, kesin yakalanirsin:) Ince islere gelince...malesef onlar da deney kaldirmaz kuzucugum. Ozetle, arkadasinla sevgili olursan pisman olursun, asik oldugun biriyle arkadas olursan mutsuz olursun, ayrildigin sevgilinle arkadas kalamazsin, bu iliskiden birsey olmaz deme evlenebilirsin!

Neyse mevzuyu daha derinlestirmeye gerek yok, ben gidip evi toparliyim biraz ki uyandiginda zevkle dagitabilesin! X

Monday, 12 July 2010

Anne kalk gidiyoruz!


Cok sukur hastaligi atlattik. Dun itibariyle atesin dustu, istahin yerine geldi, parklarda bahcelerde kosmaya basladik. Fekat nedense annen elini tutmazsa yurumemekte israr ediyorsun.( bknz. sekil 1a) Cogu zaman emrivaki yaparak parmagima yapisip yurumeye basliyorsun ki bu nedenle annen gittigi hicbiryerde poposunu yere koyamadan senin yaninda bir o yana bir bu yana kosusturup duruyor. Bu bir taraftan egzersiz ozurlu annenin poposunu yerden kaldirmak icin iyi bir firsat sayilabilir ama yine de ne kadar boyle devam edecek diye merak ediyorum. Ama cok datlusun bebegim sen yaaa! Olsun varsin, sen nasil istersen oyle olsun, gerekirse anne samar oglani olsun, hatta annen sana kurban olsun :) yeterki sen iyi ol, saglikli ol.xxx

Thursday, 8 July 2010

Cabuk iyiles bebegim lutfennnn! Cunku annen senin kadar guclu degil:(

Monday, 5 July 2010

Iki Resim arasindaki Fark




Bu iki fotograf tam bir yil arayla cekildi. Bu bir yilda bebeklerimiz buyuduler, kozalarindan cikip guzel, rengarenk birer kelebek oldular.Biz buyuduk, ayaklari yere daha saglam basan anneler olduk. Zor gunler atlatildi, sevincler paylasildi, dostluklar pekisti....ama en onemlisi..basenler daraldi ve gobekler kuculdu! Cok sukur! :)

Thursday, 1 July 2010

First Steps !!!


Az once ilk adimlarini attin benim guzel bebegim. Annelik ne acayip bir seymis. Gozyaslarim bogazimda dugumlendi. Gulsem mi aglasam mi bilemedim. Babanla sarilip sana baktik. Sen yuzunde o hinzir gulumsemen, heyecanla bize dogru yuruyordun. Hayatindan heyecan ve yuzunden gulucukler hic eksik olmasin birtanem.
Her adiminda seninle olmak en buyuk dilegimiz.

Tuesday, 29 June 2010

Tatil Donusu


Turkiye'deki tatilimizin mutsuz ve uykusuz gecen ilk haftasinin ardindan panige kapilip ucak biletimizi degistirdim ve eve bir hafta erken donduk. Oysa ikinci hafta sen tamamen degismis, her ne derdin varsa ondan kurtulmus, herkese alismis, kucuk, mutlu benligine geri donmustun. Ozellikle son gunlerde sirinligin dibine vurmus olucaksin ki ardinda gozu yasli bir anneanne ve dede biraktin kuzucugum.
Eve donerken ucakta hala dusunuyordum niye benim yavru kusum o kadar huysuzluk etti diye. Derken agzinda parildayan iki yeni kucuk inciyi gordum. Bu herseyi daha iyi acikliyordu. ( Daha once kadinlar ve hormonlarla ilgili soylediklerimi hatirla. Aynisi bebekler ve disleri icin de gecerli.)
Bu yilki Turkiye maceramiz bircok ilke ve sona sahne oldu;
  • Sen ilk defa benim arkadaslarimla tanistin, ama onlara pek de dostca yaklasmadin!
  • Ilk defa ( hem de 2 gece ust uste) ayri kaldik.Ben seni coook ozledim! Ama ozledigim bir sehri ve ozledigim arkadaslarimi gormek, ve babanla biraz basbasa kalmak da cok iyi geldi dogrusu.
  • Ilk defa ben senin kiyafetlerine isedim! Genelde tersi olurdu:) (Durun aciklayabilirim! Hikaye su ki, Ingiltere'de yarim kilosu 7 pound dan satilirken, yaz mevsiminde memleketimde bol bol ve sudan ucuz bulunan kirazi yuzumuze gozumuze bulayarak fazlasiyla tukettik( hatta birkac kere motoru bozduk hatirlarsan:)). Kiraz lekesi olan guzel elbiselerini goren anneannem yuzyillardir ailemizde olan bir sirri ( yilarca kim nerelere isedi dusunmek bile istemiyorum) su yuzune cikarmaya karar verdi! :) evet kiraz lekesini yikamadan once uzerine isersen leke meke birakmiyordu! Denendi kanitlandi!
  • Son defa meme emzirdim. Artik bu kelimeyi alenen soylemek zorunda olmamak rahatlatici gercekten. Meme maceramizin sonuna gelmisken, sigara ve alkolu tekrar hayatima sokmakta hic vakit kaybetmedim tabiki. Yakin gelecegimde nikotin bantlari goruyorumm!
Tatilden dondugumuzden beri kronik yorgunlukla bogusuyorum. Babanin bana dogum gunu hediyesi olarak masaj salonundan hediye cekleri almis olmasi ne kadar da isabetli bir karar! Bu adam bu isi ogreniyor galiba. Bir de erkekleri egitemezsin derler:)

Su an kulagimda Husnu Senlendirici'nin Ege'nin iki Yani albumu. Evet tam bir gurbetciyim. Turkiye'den gelirken birkac CD aldim dogal olarak. Bunun yaninda Onder Focan kolleksiyonumuza iki yeni album daha kattik. Bir tanesinin ( Swing A la Turc) kapaginda Ferit' i gorup sevindik. Araba CD leri koleksiyonuma Sertab'in yeni albumunu eklemeyi ihmal etmedim tabiki.

Yorgunluga rahmen guzel bir tatildi. Katkisi gecen herkese tesekkuru bir borc bilirim. Simdiden ozledim...



Sunday, 6 June 2010

Cocuk sevgisi

Cocuk sevgisi cok acayip birsey. Insana olmadik seyler yaptiriyor. Bazen sana bakiyorum, Allahim bu nasil guzel birsey ya nasil bir mukemmellik bu diye kendimden geciyorum. Hele bir de keyfin yerindeyse.. gulucukler saciyorsan... Gecen gun de yine oyle butun sirinligin uzerinde, oynuyoruz beraber, kikir kikir kikirdiyosun, kendimi kaybetmisim yine ben de oyy oyy guzuum ben seni yiriim seklinde, ama o kadar tatlisin ki...sariliyorum, opuyorum, kokluyorum..yok yok..yetmiyor oylesine dolup tasmisim cocuk sevgisiyle. Derken agzimdan istemsizce dokulen su sozlerle irkildim! " Annen kurban olsun sanaaaaaa! "
Oooha Meric! Bu ne beeeeee?! Ne diyorum ben ya?!
O an kendimi basimda yemeniyle mufakta" su gelir gulduuur guldur gel de yar beni gulduuuuurr..dibidim dibidim" diye turku cigirirken hayal ettim.
Ne yazik ki gercek, hayalden cok da uzak degildi...

Friday, 4 June 2010



Bugun de cok sicakti yine. Yolda bir kadin gordum. Tombuldu, salas giyimliydi, kafasina semsiye seklinde bir sapka takmisti. Evet kafasinda rengarenk bir semsiye, ayaginda uzunca bir don dolasiyordu ortalarda. Elimde olmadan gozlerim takildi. Dahasi yaninda bi adam vardi. Gayet duzgun tipli bi amca elini tutuyordu sikica. Huzurlu gorunuyorlardi.
Hem gulduren hem dusunduren bir manzaraydi .

Wednesday, 2 June 2010

Tatil stresi

Anne kiz yeni bir yaz macerasina dogru biletlerimiz aldik. 10 gun kadar sonra Istanbul'dayiz. Ve 3 hafta boyunca Istanbul, Bandirma, Erdek, Bursa rotasinda hoppidi hoppidi geziyoruz. Annenin cok cok ozledigi arkadaslari ve ailesini goruyoruz, gunesin, denizin ve turk yemeklerinin tadini cikariyoruz olabildigince.
Hersey guzel de ben korkuyoruummmm. Yol gozumde buyuyor, Ihmal edildiginde stres kaynagi olabilecek yuzlerce ayrinti kafamda donup duruyor. Ya uyumazsan, yiyip icmezsen, gece gunduz aglarsan, ucaklarrr, taksilerr, feribotlarr, gecen seneki kabus dolu gunlerr gecelerr, sicakkk, sivrisinekleerr...Rahatlamaliyim, cool anne olmaliyim, RELAAXXX!

Tuesday, 1 June 2010

It is Very Clear....Our Love is Here to Stay

We celebrated our 4th year wedding anniversary last week. Mummy and daddy sneaked out to a jazz club in London, while you were peacefully sleeping at your grandparents'. I think I can get used to this:) Celebrations of this year were quite classy compared to last year's pizza, dvd and screaming baby event! But we were back home before midnight, which is considerably responsible compared to previous years' drink till you drop( embarrase yourself in front of complete strangers and have a terrible hangover the next day, be grumpy and hate yourself) events.

http://www.youtube.com/watch?v=LpuZSYpM8UY

After a joyful evening in London, we decided to torture ourselves the next day and see Sex and the City 2! Even though the film was disgusting, I can admit that I enjoyed it a little bit simply for the fact that it was the first movie we have seen on big screen in a year and a half!!

Thank you for a lovely weekend my babies

Sunday, 23 May 2010




Bugun Ingiltere'de gordugum en sicak gundu. 27 derece civarindaydi sanirim. Ama ben burda yasadigim sure icinde ingilizlesmis olucam ki bana da biraz fazla sicak geldi sanki!
Iste bugunumuz boyle gecti...

Thursday, 20 May 2010

Balikli laf salatasi

Kocasinin is gezisinde olmasini firsat bilen bu kadin yine gec saatlere dek internette manasizca dolanmis, sacma sapan bir turk dizisi izleyip gereksizce vakit oldurmustu. Ve yine kocasinin evde olmamasini firsat bilerek her aksam balik ve salata yiyordu. Onun gibi balik delisi biri nasil olmustu da baliktan ve hatta tum deniz mahsullerinden nefret eden biriyle evlenmisti!
Baligimdan sana da bir parca ayirdim. Insallah sen agzinin tadini biliyorsundur.
Son zamanlarda sushiye de merak sardim. Annem burdayken onu sushi yemege goturdum. Hayatinda ilk defa sushi yiyen annemin ilk yorumu soyle oldu: "ee ben sushi istedim bana somon getirmisler! " yemegin uzerine sarfettigi diger bir guzide yorumu ise " -aa guzelmis valla! ben sushiyi cig balik zannediyordum. Neyse ben yazinca komik olmadi simdi. Sen buyuyunce annenle alay etme tamam mi bebisko :)
Sabah yine bes gibi uyanacagini, nedense beni de uyandirmak icin elinden geleni yapacagini, uykulu gozlerle yatagimdan kalkip odana girdigimde keskin bir kokuyla irkilip kendime gelecegimi bildigimden satirlarima burda son veriyorum.

Bu arada cay, kahve falan hikaye, sabahlari uyku acmanin en etkili ilaci kaka kokusu:)

Erdek

Gecen gun burda nadir rastlanan birsey oldu, ilik bir ruzgar esti. Icinde sanki zakkumlarin. incirlerin, zeytinlerin sicak ve tatli kokularini getirdi burnuma. Bir an kendimi Erdek'te hissettim. Neden Erdek bilmiyorum. Kayda deger bir guzelligi yoktur aslinda. Hatta sen buyuyene kadar Erdek kocaman bir bok cukuruna donmus olabilir buyuk ihtimalle. Gecen sene sen 3 aylikken goturdum seni Erdek'e. Cocukken bisikletle dolastigimiz, oynadigimiz yollarda, gencken sakalastigimiz, dertlestigimiz, sarkilar soyledigimiz sahillerde bebek arabasi itiyordum. Enteresan bir duyguydu. Hatta o sahillerde bir sabah oturup bebegim isilik oldu diye hungur hungur agladim:)yasli teyzeler gelip teselli etmeye calistilar beni. ama sen agliyordun ve ben dunyanin en mutsuz insaniydim. Erdek'i ozel yapan anilardan baska birsey degil. Ayni sahil, ayni manzara, devasa deniz analari ve fonda ben... sevdim sevilmedim,terkettim, yok terkedildim, uhhuuuuuu derken bebegim isilik olduuuu:)

Tuesday, 18 May 2010

Iddia ediyorum dunyanin en zor isi bebek tirnagi kesmek!
Sut alerjin tarihe karisiyor bitanem. Ilerde unutur, lafini bile etmezsek diye burda yaziyorum hatirlatmak icin. Senin bebekken inek sutune alerjin vardi. Bu yuzden ben de 12 ay boyunca sut ve sut mamullerinden uzak kaldim. Fekat en son testlere gore yakinda sen de, ben de, bi ayran olsun bi kasarli tost olsun lupletebilecez cok sukur.
Ilerde arkadaslarinla manasiz sohbetlerinde yeri gelir bahsedersin veyahut kendi cocugun olur o zaman konusu acilir.Iste aklinda bulunsun.
Mucxxx

Sunday, 16 May 2010

Simit

Gurbetteyken insan bircok seyi ozluyor dogal olarak. Ben en cok simit yemeyi ozluyorum. Kahvaltida simit-cay-krem peynir uclusu, hele bir de bogaza karsi olursa... gerci bogaza karsi bok yesen de olur. Tamam, ozlediklerim listesinde bir numara, ( aile ve arkadaslardan sonra) bogaz. Iki numara simitli kahvalti diyelim. Kac kere evde kendim yapmayi denedim ama yok olmuyor ayni tadi yakalayamiyorum.
Bunu bilen annem her geliste bana 10-15 tane simit getirir. Sokak simiti olucak ama. Ben de atarim dondurucuya, sonra sabahlarimi senlendiririm bazi bazi.
Bu sabah simitime bir talip daha cikti! Benim minnosumun kaninda varmis meger. Gorur gormez yavsadi simitime. Simitimi kendi yavruma ellerim titreyerek verdigim icin muhtemelen cehennemde yerim ayrildi su sabah itibariyle:) Ama hakli nedenlerim var! Annem gideli 3 hafta oluyor.Getirdigi simitlerden sadece 2 tane kalmis! Benim Turkiye'ye ne zaman gidecegim belli degil. Ayrica annem o simitleri getirirken de, ben onlari hizla mideye indirirken de sen hesapta yoktun.
Yillar once bir gun ucakta yanimda oturan adam, Londra'ya simit dunyasi acmaya gidiyorum demisti. Nasil olmus bilmiyorum ama burda tutmamis o is galiba. Gidiyorum Londra'ya heryer donerci dolu bir tane simit dunyasi yok:(

Monday, 10 May 2010

Your first Trike...Already!


Dogum gunu hediyen elimize ulasmayinca paramizin iadesini istedik. Babanin en nefret ettigi iki tip insan vardir.1- isini iyi yapmayanlar, 2- mal gibi araba kullananlar
( mal gibi araba kullanip, karisi olmayanlar daha dogrusu). Tabi bu durumda satici firma ile ilgili sert bir yorum yazdi.

Tahminimce kendi kendine, bir firma kurarim, adini Wendy'nin Evi koyarim, internetten oyuncak satarim iste bundan kolay ne var laylaylom seklinde is hayatina atilan Wendy, isler biraz hareketlenince eli agagina dolanmis, anyayi konyayi henuz algilayamamis saskoloz diye nitelendirebilecegimiz bir hatun. Yazdigimiz bir yigin emaile ve telefonlarimiza gunlerce cevap vermemis, sonra aman efenim gunde 200 tane email aliyorum da takip edemiyorum diye salak bir cevap yazmis. Neyse en sonunda paramizi iade etmeyi becerebildi, baban da yorumu dosedi guzelce amazondaki sayfasina. Simdi de cikmis hatun rusvet teklif ediyor. Negatif yorumlar islerini kotu etkiliyormus da hediye verirse yorumumuzu siler miymisiz. Bak bak:) Burda( Ingiltere'de) sert yorumlar bile kibar tabiiki. Turkiye’de olsa… bir isi ya adam gibi yap ya hic yapma, o hediyeni de…

Neyse biz dun gittik sana uc tekerlekli bisiklet aldik. Ben, benim kizim daha miniminnacik nasil bisiklete binsin diye debelendim biraz ama kutunun uzerinde 10 ay ve uzerindeki bebekler icindir yaziyordu. Bu bilgiye gore benim minik kizim buyumus, bisiklete binecek yasa coktan gelmisti:(
Bahcede bir deneme surusu yaptik hemen. Sen, bisikletinin uzerinde magrur bir prenses edasiyla biz hizmetkarlarini selamladin...

Friday, 7 May 2010

Guzel olan kazansin!

Ingilizlerin en sevdigim yonlerinden biri kayitsiz sartsiz konusma ozgurluklerinin olmasi. Adamlar alenen kraliyet ailesiyle dalga gecebilirler, politikacilara kufredebilirler. Bizde olsa kan cikar. Onlar gulup gecerler.
Ben genellikle ingilizlerin kendi kendilerine saydirdiklari ortamlarda bana laf dusmez diye dusunerek sessiz kalmayi tercih ederim. Ama burasi benim coplugum olduguna gore istedigim gibi otebilirim. Otuyorum; Bir kere de yuzu gozu duzgun bir allahin kulu gecsin basa kardesim! Prensleriniz de politikacilariniz da herkes tipsiz.Prens Charles saka gibi degil mi allahaskina? Gordon'a insanin bakasi gelmiyor.oyk! Clegg' i secin iste ne guzel baktikca icimiz acilsin. Bi kere de kara kasin kara gozun hatrina secin birini sanki bundan oncekilerin yaptiklari islere, vaatlerine gore sectiniz de noldu?

Iste bu da benim yasadigim ulkenin gundemi hakkindaki nacizane yorumum:)
Evet annen sig bir insan kuzucugum.

Thursday, 6 May 2010

hormondur gecer...

Hamileligin basindan itibaren yaklasik iki sene boyunca( belki de sonsuza dek.bundan emin degilim) bir kadinin hayatindaki fiziksel ve duygusal her degisiklik, her davranisi, her gozyasi ve her kahkahasi bir tek seyle aciklanabilir; hormonlar! ( bu bilgi erkeklerden gizli tutulmalidir!)
Hormonlarin eli heryere uzanir. Hormon giren eve mantik girmez. Besle hormonu oysun gozunu.

boobies

" Off memelere bak" dersen ayip. "Gogusler" demek daha kibar. Ama " Meme emziriyorum " demek normal, gogus emziriyorum diye birsey zaten yok.Ingilizcesi "Breast feeding". "Boob feeding" degil.Ingilizce heryerde rahat rahat "I was breastfeeding" diyebiliyorken, turkce konusurken "meme emziriyordum" demeye utaniyorum. Yani kendi memelerim mevz-u bahisken zor, ama "oha ablanin memeler sahaneymis" derim yeri geldiginde o ayri.

Bu arada memeyi(bak utaniyorum sunu yazarken mesela) nasil biraktiricaz sana bilmiyorum :( Zamani geldi gibi,hi?

Wednesday, 5 May 2010

why bother?

En pahali, en guzel oyuncaklarinla, su camasir sepeti ve mandallar kadar severek oynamadin. Bense hala elimize ulasmayan activity table icin amazon'la kavga ediyorum.

Tuesday, 4 May 2010

hadi artik...


Bir bucuk yil olmus...Birkac kere yeltendim yazmaya ama olmadi iste. Hamileligim sirasinda yazmak istedim. Gecenlerde eski bir dostu kaybettigimde...sonra kizimin dogumgununde...yazamadim bir turlu. Zaten iyi de olmus. Buyuk buyuk laflar ederdim kesin. Olum uzerine, yasam uzerine...

Bunlari okuyorsan bebegim, bil ki annen bi halt bilmez bu muhim konular hakkinda. Buyuyunce bunlari da, ayni anda farkli noktalardan yola cikan trenlerle ilgili problemlerini de babana sorarsin. Baktin olmuyor sen de benim gibi sasirirsin her seferinde.Herseye hazirliksiz yakalanirsin. Mutlulugun da acin da daha sarsici olur ama belki olmasi gereken de budur.

Dedigim gibi ben buyuk buyuk felsefi laflar edemem.Etmemeliyim. Komik olurum. Bu yuzden burda okuyacagin seyler kucuk kucuk, belki luzumsuz ayrintilar.

Sana hayata dair birseyler ogretebilmek istiyorum tabii ki. Ama inan ben de yeni yeni ogreniyorum( Yuh anne diyor olabilirsin su an. Haklisindir da. Ben kucukken annem koskoca bir kadindi. Ama aslinda daha yirmili yaslarindaydi. Evet ben otuz yasinda bir anneyim ve koskoca bir kadin degilim. Bu boyle...) Umarim bol bol vaktimiz olur seninle yasamak ve ogrenmek icin...