Saturday, 19 February 2011

excuse to go shoe shopping! heyyooo:)

Looks like you have got your mummy's big clown feet my poor baby:( They have grown two sizes in a few months!


Monday, 14 February 2011

sevgili izzybelly


Yakinda krese basliyorsun. Bugun alistirma turlarinin ikincisini gerceklestirdik. Yorulana kadar oynadin. Arkadas bile edindin hemen. Ordaki teyzelere de iyi davrandin. Gayet mutlu gibisin orda. Haftada uc gun oglene kadar gideceksin simdilik. Ne cabuk buyuyorsun...Annenin koynundan boyle yavas yavas uzaklasacaksin degil mi:( Basbasa gecirdigimiz gunleri ozleyecek misin bilmem. Ben cok ozleyecegimi biliyorum.

Saturday, 12 February 2011

Disturbed

Etrafimda sinema sevmeyen insanlar var. Amaan isim mi yok diyenler. Ya da oylesine izleyip anlamayanlar, uzerine konusmaya bile luzum gormeyenler. Ben sinemaya yanliz gidiyorum artik. Bu zevkimi paylasicak kimsem yok malesef. Eskiden her hafta bir iki film izlerdim, simdi ayda yilda bir. Belki o yuzden cok etkileniyorum her izledigim filmden. Gecenlerde Turkiye'de izledigim bir komedi filminde bile agladim. Kucuk bir sahil kasabasinda geciyordu film. Orda yenilen yemekler, icilen rakilar, soylenen sarkilar, yasanan asklar, arkadasliklar bana hem yakin hem de cok uzakti artik. Beni aglatan buydu. Filmin ismini unuttum simdi.
Bugun soylendigine gore cok iyi bir romandan, cok da guzel uyarlanmis bir film izledim. Adi Never let me go. 12 yas siniri vardi ama ben senin 20 yasindan once izlemeni istemem! Cocukken baslayan ask ne kadar masum, saf. Ne kadar derine batan bir dikendir aslinda. Asil hikaye icin ise su anda tek aklima gelen kelime 'disturbing'. Annenin ici burum burum burkuldu bugun o filmi izlerken. Kitabi okumus olmayi isterdim.
Bundan sonra izleyecegim film Black Swan. Bakalim yine ne mazaret bulucak annen aglamak icin:)

Saturday, 5 February 2011

Quote of the Day

"You will never be happy if you continue to search for what happiness consists of. You will never live if you are looking for the meaning of life."

Saturday, 29 January 2011

Hamur isi

Eskiden ( gencken!), uzuntu ve kizginliklarimdan bol miktarda alkol tuketerek ve gozyaslarimda bogulmaya calisarak kurtulabilecegimi sanirdim. Tecrubelerle kanitlanmistir ki pek de iyi bir yontem degildir. Sabah uyandiginda o seni uzen seyi dusunememenin tek nedeni basindaki dayanilmaz agri ve kusma istegindir. Hele ki yaninda baskalari da varsa, seni uzen sey herneyse uzerine bir de kendini ele gune rezil etmis olmanin utanci eklenir. Kendine kizarsin, alkole lanet edersin, aglamaktan gozlerin siser, burnun tikanir, vs.

Son yillarda kesfettigim, daha dogrusu miras aldigim, yontem ise bu yan etkilerin hicbirini barindirmamakla beraber, birak seni rezil etmeyi cevrenden takdir gormeni bile saglayabilir, ustelik kendinle gurur bile duyabilirsin. Bunu mutlaka denemelisin. Evet acikliyorum, cozum: HAMUR! Hayir oyun hamuru degil. Kek, borek, ekmek, manti, cig borek.... aklina ne gelirse!

Mayali hamur icin, once mayayi ilik sutle karistirip beklet. Kabarciklar cikinca al onu una kat, icine derdini tasani da kat, yogur yogura bildigin kadar. Orta hararetli firinda pisir yarim saat. Bu arada cayini demle, sonra otur afiyetle indir mideye. Annanemin tabiriyle" Ooh dadindan yinmez!

Yeri gelmisken annanemi anlatiyim sana biraz. Benim tonton Anneannem(nam-i diger annane) dunyanin en iyi ahcilarina tas cikartir. Ama hamur islerinde ayri bir ustadir. Yasadiklarina bakinca buna sasmiyorum simdi. Galiba o da derdini tasasini hamurlara katmis yogurmus bunca yildir.
Kapidag'in tepelerinde kucuk bir koyde dogmus annanem. Daha kucucukken annesini kaybetmis. Daha bebek olan kucuk kiz kardesi, abisi ve savasta bir gozunu yitirmis olan babasinin bakimi da hep onun uzerine kalmis. Evlenip kasabaya yerlestiginde biraz rahat yuzu gorebilirmis ama dedemin annesi buna pek de izin vermemis uzun sure. Dedemle annanem birbirlerini cok ama cok sevmisler. Ama ne yazik ki dedem 50 yaslarindayken elveda dedi hayata, annaneme ve bizlere. Ardindan oglunu kaybetti annanem. Daha 30 lu yaslarindaydi dayim. Bana sorarsan dunyanin en buyuk acilarini yasamis olan annanemin sen kahkahalari gozyaslarina karisir hep. Durup dururken yanik sesiyle sarkilar soylemeye, ya da sevdigi bir sarki duydugunda sikir sikir oynamaya baslarsa sasirma.
Kaybettigi onca seye ragmen, hayati sever, yasamin her anindan keyif almaya calisir, gezip tozmayi, yemeyi icmeyi, hemen bir hamur yoguruvermeyi, bizi beslemeyi cok sever ve her yaptiginin icine biraz sevgi, biraz huzun katar. Gulerken altina kacirma dunya rekoru da kendisine aittir ayrica :)

Bence isin sirri hamurda! :)

Sen de annanem gibi hayat dolu ol bebegim. Senin adini o yuzden Ayse koydum. Iste benim canim annanem, tonton Aysem:

Saturday, 22 January 2011

my last day in good old istanbul. my darling istanbul. take care. be safe. i'll be missing you. as always.

Friday, 21 January 2011

arkadaş kazığı yemeye hiç ama hiç alışkın değilim.alışmaya da niyetim yok.hayallerimin yıkılmasına alışkınım.yalnızlığa da.dün çok sevdiğim bir arkadaşim farkında olmadan tam ihtiyacım olan sözleri söyledi. bana eski ben'in ne kadar güçlü ve umut dolu olduğunu hatırlattı. hayatı nasıl kucakladığını. uzun yıllar önce söylediğim o cümleyi hala hatırladığın için çok teşekkür ederim erhan. gerçek bir dostsun.

Çok özledim seni çok çok çok çok !!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Saturday, 15 January 2011

hmm hmm hmm

Nasil ayrilicam bebegimden:( Hava nasil acaba orda, dur bi bakiyim internetten. Saclarinin kokusunu da goturebilsem yanimda:( Bu sefer bavul tasimiycam diye inat ediyorsun, ne sigdiricaksin kucucuk cantaya. Birsey yemedi iki gundur, ishali de gecmezse doktora gostermek lazim. Manto kalin gelir, hirka ince gelir, deri ceketimi giysem annem kizar bu ne boyle duduk gibi diye:) Sut bile icmeden uyudu. Zayifladi sanki iki gundur:( Aman bi mont, bi kot, bi kazak al git iste. Simdiden ozledim kuzumu. Ya olur mu oyle ne giyicem bir hafta. Gittigime degse bari. Gozum arkada kalicak...

Monday, 10 January 2011

Isabelle's food diary:

yesterday she had a full portion of chips ! and made her daddy proud!
today she asked for " cheeeese!!! "and had loads! and made her daddy proud again!
One of her favourite new words novadays, is " Choco! "
Oh you are daddy's girl aren't you!


Thursday, 30 December 2010

yeniyilyeniyilyeniyil

Yeni yila bir kala yine huysuzlugum uzerimde. Bir yilbasi gecesini daha dostsuz ve kahkahasiz, sessiz, sakin ve uykulu gecirecek olmanin huysuzlugu biraz bu belki. Belki iki haftadir spor yapamamis olmamin ve spor salonunun bir hafta daha kapali olmasinin verdigi daralti ve basliycam noelinize dedirten uzuuuun tatil.
Kar buz demeden, eksi 3 derecede usenmeyerek sabahin korunde kosuya cikan komsularimin bunu beni sinir etmek icin yaptiklarini dusunuyorum her sabah. O derece huysuzum. Ve yine karda buzda bisikletleriyle ana yollara cikip trafigin icine eden kasaba sakinlerini siddetle kiniyorum hergun.
Keske ben de saglikli yasamakla ilgili bu derece takintili olabilseydim. Oysa ben noel hediyesi olarak gelen kutu kutu cukulatayi, sise sise sarabi hergun istahla mideye indirip, bol kalorili yemekler yapip, yiyip icin yan gelip yatiyorum. Son on gundur tatilde olan babanla bu konuda birbirimize hep kotu ornek oldugumuzu dusunuyorum. Aslinda bir insan, ozellikle kadin, boyle tikinip tikistirip, beli lastikli pantolonlarla evde dolaniyorsa tehlike canlari caliyor demektir:) Neyse ki kilo almaya fazla meyilli olmayan (simdilik) bunyemize yaslanarak bir tatili daha atlatmak uzereyiz. Tabi yeni yila yeni yil kararlari olmadan girmek olmaz. Yeni yilda detox yapilacak. Az yenilecek, az icilecek, spor yapilacak ( Bu herhalde evrensel olarak en populer yeni yil kararidir). Yeni yilda huysuzluga paydos! :) Bol bol gulunup eglenilecek!

Tuesday, 21 December 2010

Tahmin ettigim gibi ucusum iptal oldu. Uzuldum diyemem...

Ne akla hizmet son geceye biraktigim powerpoint sunumu(insan yaslandikca akillanmayadabiliyor), ingilizce klavyede turk okuyucuya hitaben yazdigim yazilarda turkce karakterlerin teker teker bulunup eklenmesi gerektigini farketmem uzerine tahminimden on kat daha uzun surdu( ah su mukemmelliyetci kisiligim yok mu:)). Ardindan nihayet yorgun gozlerle bavul hazirlamaya koyuldugumda durup durup senden ayrilacagim ani hayal edip aglamakli oldum ve dolayisiyla yataga yattigimda da uyuyamadim. Derken karnimda bir gurultu, bi siskinlik bi tuhaflik, bi bulanti...Donuyorum olmuyor, sirt ustu yatiyorum olmuyor. Ya yedigim birseyden zehirlenmisim ya da biryerden mikrop kapmisim. Geceyi banyoda gecirdim. Titreyerek ve soguk terler dokerek. Berbat bir geceydi. Sabahin ilk isiklarinda sizdigimda zaten yolculuk icin kalkip hazirlanmam gereken saatti. Neyse ki BA kisa mesajla ucusun iptalini bildirmisti. Boylece gonul rahatligiyla uyuyabildim...sen uyanana kadar tabi. 1-2 saat kadar:) Baban da uyandiginda ayni dertlerden muzdaripti. Gunun cogunu yatay gecirdik malesef.

Buyuklerimiz "her iste bir hayir vardir" derler minik kusum. Bazen hak vermemek elde degil.