This blog is mainly for my gorgeous girls Isabelle and Amelie. It is an online scrapbook. Just a fraction of all the little things piling up in mummy's little head, while they are busy growing up. But, whoever you are, you are all welcome to read. I will be happy to share.I often write in Turkish though. Hoping that one day they'll be able to read in Turkish!
Saturday, 16 October 2010
Thursday, 14 October 2010
They thought you were adorable & brilliant ! BUT...they liked someone else slightly better!!!
Son zamanlarda, annem beni bir arkadasiyla ya da babamla birakip, takim elbiselerini giyip, alelacele nerelere gidiyor diye merak ediyor olabilirsin. Annen is gorusmelerine gidiyor kuzucugum. Fakat nasilsa her defasinda kibarca reddediliyor. Iste yine ve hala evinin kadini, cocugunun anasi versiyonuyla karsinda duruyor. Istedigim gibi bir is zaten yok denecek kadar az...kendi isimi kurmakla ilgili projelerim hayalden oteye gecemiyor......motivasyonum gunden gune azaliyor...zaten bunalima meyilli ruhum kacmak, uzaklasmak istiyor. Bu hikayenin sonu nereye varacak bakalim merakla bekliyoruz.
Wednesday, 6 October 2010
Daddy come home
Baban yine Almanya'da. 3 gun 3 gece yok. O olmayinca icimden ne yemek yemek gelir, ne televizyon izlemek, ne uyumak...Isiklari acik tutarim, bahceye ciksam korkudan icim urperir hemen iceri kacarim. Sanki evlenmeden once yillarca yalniz yasayan ben degilim. Sen de ozluyorsun babani. Sabah uyanir uyanmaz evde onu aramaya basliyorsun. Deddaa deddaa diye geziyorsun bulamayinca da mahsunlasiyorsun. Bir ses duysan hemen kapiya kosuyorsun gulerek. Sansli adam su baban :)
Haftasonu universiteden arkadasim Yigit geliyor Italya'dan. Iki gun bizde kalicak. Ilk defa bir arkadasim ziyarete gelecegi icin cok sevincliyim. Zamanlamasi da harika. Bir suredir sikkinim, bikkinim, mutsuzum.... Hayatimda sen olmasan gulmeyi unutucam nerdeyse. Iyi gelicek bu bulusma.
Friday, 1 October 2010
Ders
Umarim artik arkadaslarinin agzina ( gozu, burnu, kulagi, vs icin de gecerli!) parmagini ( diger uzuvlar icin de gecerli!) sokmaman gerektigini ogrenmissindir yavru kus...
Sunday, 26 September 2010
Guzel kucugum benim
Bu sabah sana bakarken aklima bu sarki geldi sonra dilime dolandi. Sonra hatirladim, Ezginin Gunlugu'nun sarkilari hep dilime dolanir beni sinir ederdi:) Bulabildigim tek klip buydu malesef. Idare et. XXX
Thursday, 23 September 2010
Bulundugumuz bolgedeki iyi okullarin cogu Church of England'a bagli. Bu demek oluyor ki, ayda en az iki kere kiliseye gitmezsen ve bu sekilde kiliseden referans mektubu almazsan cocugun bu okullarda egitim alamiyor. Tanriya inanmayan bir baba ve inanip inanmadigindan emin bile olamayan (ustelik islami kimligi gittikce one cikan bir ulkenin vatandasi olan) bir annenin evladi olarak Ingiltere'de iyi bir egitim alman ne kadar mumkun olucak gorucez. Iki yil sonra okula basliycak olman da saka gibi birsey.
Tuesday, 21 September 2010
Sunday, 19 September 2010
Ozetle
Turkiye'de kelime dagarcigina yeni bir kelime ekledin: Annanaaaa ! ( anneanne manasinda) Bol bol hamur isi yedin! Anneannen cok simartti seni, ne istersen yedin! Gece gec saatlere kadar oyun oynadin.Bir istedigin iki edilmedi! Artik eve donduk 7 de yataktasin ona gore!




Benim kuzenim Alper'in oglu Berk'i cok sevdin. Biz de kucukken babasiyla oynardik sizin gibi.


Dayina isinman zaman aldi (muhtemelen kil yumagi olusundan dolayi:) ama unutma ki o bir rockstar! ) ama kucuk bir rusvet karsiligi (bebek arabasi ve balon tabancasi) buzlari erittiniz:)

Sen anneannen ve deden tarafindan simartilirken, annen de Istanbul'da ozledigi gibi bir gun gecirdi.

Friday, 17 September 2010
Alienation
Yaklasik dort bucuk senedir Ingiltere'de yasiyorum. Hala Turkiye'den her donusumde bir yabancilik hissi...Ucaktan iner iner inmez icimi titreten soguk...hosteslerin, pasaport memurunun sahte gulumsemeleri...hep ayni, ama yabanci. Sonra aniden ben de kendimi kibarca gulumserken, artik ezbere bildigim sorulara kisaca yanit verip, araya kucuk bir espiri sikistirirken bulurum ve yine gulumseyerek ve tesekkur ederek sorgumu tamamlarim. Tipki bir ingiliz gibi. Switch gerceklesmistir. Kapinin disinda bize gulumseyen takim elbiseli adam...evet kocam....senin baban...esyalari yukledigimiz araba... hah evet Nick in arabasi...artik yalniziz, biz ucumuz...Bu iki katli, bahceli ev... bizim evimiz. Takip eden gunlerde yorgunluk ve usume hissi (isi farkindan dolayi) olmazsa olmazdir.
Usuyorum. Bir gun buyudugunde" Benim annem Ingiltere'yi bir turlu sevemedi" diyeceksin. Senin annen iliman iklim insani yavrucagim. Butun bu millet gulen gunes maskesi takip dolassa benim icim bir gidim isinmaz.
Wednesday, 1 September 2010
Grumpy Old Woman @ Festival
Ingiltere'de festival dedikleri seyin bir nevi eziyet oldugunu ( en azindan belli bir yas kitlesi icin!) yasayarak ogrendik gectigimiz haftasonu. Hayir yasimla ilgili kompleksim yok! Ama bu kadar da vurulmaz ki insanin yuzune yasliligi. 12 saat boyunca, dize kadar camurun icinde ayakta dur, dotun bir gidim yer gormesin, soguga ve yagmura diren, bir de bekledigin insanlar sahneye bir bucuk saat gecikmeyle cikip bir aciklama bile yapmasinlar. Ustelik Axl, pariltili ceketi, dobisko yanaklari ve Las Vegas barlarina yakisan goruntusuyle hey gidi gunler dedirtsin. Diger ulkelerdekileri bilmem ama Ingiltere'de festival 16-18 yasinda, kafasi cok cok guzel, birbirinden komik kostumleriyle 3 gun 3 gece camurun icinde yalinayak danseden genclige has bir eglence. Sahnedekiler "you are f...ing amazing" ya da "let's see your f..ing hands in the air" dediginde icinden "cik cik cik...agzini bozmana ne gerek var simdi canim" diye geciren, festivalde gecirdigi bir gunun ardindan sabah agrilar icinde inleyerek uyanan, canim onumuzdeki sene portatif taburelerden aliriz yanimiza(ya da BIR DAHA HIC GITMEYIZ! ) diyen azinlik icin degil elbette. Eric Clapton Royal Albert Hall 'da konser veriyormus ona mi gitsek?Rahat koltuklar, olaganustu guzel bir salon, sik giysiler, camura bulanmamis ayakkabilar, konforrrr...Yess! Yeess!
Sunday, 22 August 2010
gundem
Gunler gecip gidiyor.Gundelik konularla... Benim yeni arabam, senin yeni disin, benim is gorusmelerim, senin duz duvara tirmanma arzun, benim pilatesim, senin yuzme kursun...Ingiltere'de yaz, sonsuz grilik, yagmur...yagmur...ve ilk Wellington cizmelerimiz.
Monday, 2 August 2010
DANK
Az once internette bir form doldururken bir kafaya dank etme ani yasadim. Ayni formu birkac yil once doldurmusum. Yasla ilgili kisimda 20-29 karesi isaretlenmis. Simdi ise 30-39 karesini isaretlemem gerekti dogal olarak:( 3o'lu yaslardayim... Bunun anlamini dusundum. Once yirmili yaslarimi dusundum. 20'li yaslarin anlami, bol bol eglence ama daha onemlisi bazen bilincli, bazen da farkina varmadan yaptigim secimler bence. 30'lu yaslar ise, bu secimlerle yasamak zorunda oldugumu farkettigim donem. Dolayisiyla 30'lu yaslarda bazi pismanliklar kacinilmaz olacak.
30 yasimdan once anne olmak istedim. Enerjim yuksekken, sagligim yerindeyken, hala arkadas olma sansimiz varken. 30. yas gunumden 2 ay once seni kucagima aldim. Hayatimda asla pisman olmayacagim en onemli kararim bu sanirim.
Simdi severek yapacagim bir isim olsun istiyorum. 20'li yaslarimdayken ayaklari yere biraz daha saglam basan biri olsaydim, belki simdi sevdigi isi yapan sansli azinliktan olabilirdim. Ama gec de olsa ugrasiyorum bebegim. Biliyorum ki yalnizca genc bir anne olmak yetmez sana hakettigin gelecegi saglayabilmem icin...mutlu ve basarili bir insan olmak lazim.Bir sonraki yas araligina gelmeden bu hedefe ulasicam soz veriyorum.
Subscribe to:
Posts (Atom)



